YUNUS EMRE TÜRBESİ:

Karaman Merkez Kirişçi Mahallesinde Yunus Emre Camii bitişiğindedir. Türbenin cami içine iki, batıya da bir penceresi açılır. Türbe Yunus Emre Tekkesi ile birlikte Karaman oğlu devrinde yapılmıştır. Tamamen kesme taşla yapılmış, üzeri beşik tonoz örtülüdür. Türbenin içinde tahtadan işelmesiz olarak yapılmış 4 sanduka vardır. Kapıya göre sonda olan sanduka Yunus Emre'ye, 2. sanduka Tapduk Emre'ye, 3. sanduka Yunus Emre'nin oğluna, 4. sanduka da kızına aittir. Gönüller sultanı sevgi ve hoşgörü aşığı Yunus Emre, dilinin arılığı, anlatımının şiirsel gücü, dini inancında içtenliği, aşk, ölüm gibi evrensel şiir konularını etkileyici anlatımı nedeniyle bütün Türk Edebiyatının en büyük sairlerinden birisi olmuştur. Anadolu insanının gönlüne taht kurmuş Allah dostudur.  Türbenin güney kısmı Yunus Emre Şiir Parkı olarak düzenlenmiştir.

ALAADDİN BEY TÜRBESİ:

Karaman'ın Hisar Mahallesindedir. Tamamen kesme taştan, çokgen planlı, içten kubbe, dıştan dilimli külahla örtülü olarak yapılmıştır. Kubbesinin hemen altında dış duvarı bir ayet frizi dolanır. Steraktitli portali, yanları burma sütunçeli, başlık geçme kemerli, girişin üzerinde girift bitkisel ağ ve nesih yazı ile dekore edilmiştir. Portalin altında mumyalık girişi vardır. Türbe Karamanoğlu Alaeddin Bey için yapılmıştır.

 

CAMBAZKADI TÜRBESİ:

Fenari Mahallesinde bulunan türbe, Karaman beylerinden II. İbrahim Bey’in bir yakınına aittir. Tamamen kesme taştan inşa edilen, kare planlı, sekizgen kasnak üzerine yuvarlak taş kubbe oturtulan yapının içinde nesih yazılı mermer bir lahit bulunmaktadır.

DEMİR GÖMLEK TÜRBESİ:

Karaman il merkezinde Koçak Dede Mahallesinde eskiden mezarlık olan, şimdi park şeklinde düzenlenmiş alandadır. Yapı dış biçimiyle özellik taşımaktadır. Sekizgen gövdenin sekizgen bir kasnakla yükseltilmesi bir yeniliktir. Külahın iyice basıklaşarak kubbeyi anımsatacak biçimde oluşturulması, kubbeli dış örtüye geçişte bir aşama olmaktadır. Girişin önünde yeralan iki sütunlu ve büyük bir olasılıkla kubbeli revak Osmanlılarla ilişkinin yoğunlaştığını göstermektedir.  Yapının altında cenazelik katı bulunduğuna dair herhangi bir iz bulunmamaktadır. Kümbet bütünüyle kesme taşla inşa edilmiştir. Yalnız içte kubbe kaba yonu taşla örülmüş ve üzerleri badanalanmıştır. Dışta kubbeyi örten külah,  bugün harçli moloz taş şeklindedir. Büyük bir olasilikla çevredeki diger yapilar gibi, kesme taş kaplamali oldugu düşünülebilir.  Yapı genelde yalındır. Süs, kesme taşin dogal görüntüsü içinde, mimari elemanların düzeninde aranmıştır.  Sekizgen gövdeyi ve kasnağı dış bükey ve iç bükey kavisli taş silmeler sarmakta, kapı ve pencereler ise 45°'lik açılar yapan pahlı silmelerle çerçevelenmiştir. En süslü eleman yapinin girişinde bugün bulunmayan, revak kemeri üzengi taşlaridir. Bunlar mukarnaslarla süslenmişlerdir. Türbe Karamanoğlu Emirlerinden Eminüddin Bey adına yapılmıştır.

KAYA HALİL EFENDİ TÜRBESİ:

Karaman il merkezinde, Hoca Mahmud Mahallesi'nde aynı adla anılan mescidin doğusundadır.  II.İbrahim Bey'in başkadısı Kaya Halil adına 1409 yılında yaptırılmıştır. Yapı küçük boyutuyla biblo gibi durmaktadır. Kesme taşın doğal güzelliği içerisinde, mimari biçimin ve elemanların düzeninde süs aranmıştır. Kapının üzerinde bir yazıt yeri görülmektedir. Doğu cephenin iki köşesi altta pahlanarak üstleri mukarnaslarla süslenmiştir. Dogu cephedeki taşin biri üzerinde, yüzeysel daireler içerisinde çiçek motifleri işlenilmiştir. Pencerelerin önünde dügümlü demir şebekeleri bulunmaktadir. Kümbetin dikdörtgen planli olmasi nedeniyle kubbenin oturtulabilmesi için, doğu ve batı kenarlarda kubbe eteğindeki silme biraz içeride yapılmış, güney ve kuzeyde bir miktar duvarın içine gömülmüştür. Böylece kubbe oval olmaktan bir ölçüde kurtarılmaya çalışilmiştir. Kümbetin içerisinde yanyana iki sanduka bulunmaktadir. Sandukalardan birinin şahidesi sariklidir. Pencereler içte de taş söveli ve sivri kemer alinlikli yapilmışlardır.  Kuzey duvarda bir dolap nişi bulunmaktadır. Kümbetin altında bir cenazelik katından söz edilmekteysede bunu doğrulayacak herhangi bir buluntu ile karşilaşilmamiştır. 

İBRAHİM BEY TÜRBESİ:

İmaret Mahallesindedir. Karaman  İl Merkezinde, İbrahim Bey İmaretinin kuzey batı köşesindedir. İmaret Caminin sağ duvarına (Batısına) bitişik olarak yapılmıştır. Türbe dışta bütünüyle kesme taştır. 4 köşe kaide üzerine sekizgen tamburla yükselen, üzerine bir piramit çatı ile örtülü bir yapıdır. Ortada İbrahim Bey’in, sağda Kasım Bey”in, solda ise Alaaddin Bey’in alçıdan lahitleri bulunmaktadır. İçte kemerler, kemer ayakları ve duvarlar kesme taşla yapilmiştir. Kubbe ve geçiş elemanlari sivanmiştir. Kemer gergileri ve döşeme kaplamasi ahşap olup sandukalar alçidan yapilmişlardir. Kümbetin içi tümüyle yalındır. Tek süslü elemanlar içteki alçı sandukalardır. Büyük ölçüde tahrip olmuş olan bu sandukalar döneminin en önemli alçı örneklerini oluşturmaktadırlar. Sandukalar üzerinde yazı, geometrik süsler, bitkisel motifler yanı sıra yanlarda kabartma iri çiçek motifleri görülmektedir. 

KARABAŞ VELİ (SİYAHSER SULTAN) TÜRBESİ:

Sekizgen planlı olarak, kesme taştan yapılmıştır. Türbenin üzeri açıktır. Efsaneye göre örtülmek istendiyse de  sonradan kubbenin atıldığı söylenir. Siyahser Mahallesindedir.

KIZLAR TÜRBESİ:

Kesme taştan yapılmış olup, Karaman Mezarlığının içindedir. Türbe Karamanoğlu İshak Bey’in kızı adına yaptırılmıştır. Sekizgen planlı yine üstü kubbeli olarak yapılmıştır. Dış yüzey beyaz ve kırmızımtrak taşların birbirine geçmesi ile dekore edilmiştir. Türbe, giriş yönünde revaklı, sekizgen gövde üstünde sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülü bir yapıdır. Girişin önündeki revakı yıkılmıştır. Türbenin girişi kuzeyde yer almakta diğer asal yönlere büyük dikdörtgen pencerelerle açılmaktadır. Pencerenin açılmadığı dört ara yöne bakan yüzeylere ise taşlardan düz ve ters zambak motifleri işlenmiştir. Düz söveli, basık yuvarlak kemerli kapının çevresi, dıştan içe doğru düz, dış bükey, iç bükey ve eğimli dört silme kuşağıyla sarılmaktadır.

İSMAİL HACI TÜRBESİ:

Yeşildere kasabasındadır. Yunus Emre’nin dedesi olan İsmail Hacı, Cemaati ile beraber Horasan’dan gelmiş ve Karamanoğlu 2. İbrahim Bey’den Yerce isimli bu yeri satın alarak yerleşmiştir.Bu türbede İsmail Hacı’nın mezarı vardır.

AYRAN DEDE TÜRBESİ:

Ayran Dede, Ayrancı ilçemize ismini veren büyük bir zattır. Efsaneye göre, Yavuz Sultan Selim 1514 yılında İran Seferine giderken Karaman-Ereğli güzergahından geçerken,  Komutanlarından birisi Hilmi Dede  ile karşılaşır.  Komutan  Hilmi Dede’ye askerinin nerede su içebileceğini sorar. O da evdeki ayranı, taştan oyulmuş bir tasın içine katar, gelir. Bu durumu gören komutan, “ilahi dede, bu kadarcık ayran, koca orduya yeter mi?” der. Hilmi Dede besmele ile ayranı uzatır. Ayranı bütün asker içtiği halde tükenmez. Sonunda komutan Hilmi Dede’nin ellerine sarılar “Sen Hilmi Dede değil, bilakis, Ayran Dedesin” der. Bunun üzerine ilçenin adı Ayrancı konmuştur. Bu gün bu zatın kabrinin bulunduğu yer çevrilmiş ve üzeri örtülmüştür.

KARAMAN BEY TÜRBESİ:

Ermenek’te Balgusan Köyünde olup 2001 yılında restore edilmiştir.  Türbe, Nurettin Bey’in (Nure Sufi) oğlu olan Karaman Bey’e aittir. Burası tahminlere göre, cami, imaret ve medreseyi de içine alan geniş bir ma’mure idi. Ancak günümüzde yalnızca türbe kısmı kalmıştır. Muntazam kesme taştan yapılmış, üzeri kubbeli, beşik tonoz örtülü ve çevresi mezarlıktır.  Türbe içinde yer alan mezarlardan birisi Karaman Bey'e diğer dördü de yakınlarına aittir.

.

Coca-Cola analizinden alkol çıktı

 
 
Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı.

14/03/2007

 

 

Tüketiciler Birliği, gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola ile ilgili yaptırdığı alkol analizinden de alkol çıktığını açıkladı. İşte basına açıklanan laboratuar raporundaki bilgiler:

 

 

Gazlı içeceklerden sonra Coca-Cola alkol analizi ile ilgili bir değerlendirme yapan Tüketiciler Birliği Kayseri şube başkanı Mahmut Şahin; ‘Gazozlardan sonra yaptığımız Coca-Cola alkol analizinde de alkol çıktı’ dedi.

 

"Alkolsüz içeceklere ilişkin bir hukuki metinde, içecek içeriğinde alkol bulunmasına cevaz veren bu düzenleme dikkatimizi çekmiş ve konu ile ilgili olarak Tüketiciler Birliği tarafından bir çalışma başlatmıştık. Gazozlarda alkol olduğunu tespit etmiş ve elde edilen sonuçları Tüketiciler Birliği olarak 11 Ekim 2006’da 'Gazozlarda alkol var' başlıklı basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk. Bu basın toplantısından sonra tüketicilerden ‘kolalarda da var mı?’ bunu neden açıklamıyorsunuz gibi tepki ve talepler aldık.

 

Bunun üzerine en popüler olan Coca-Cola’da alkol olup olmadığının araştırılması konusunda Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına müracaat ettik.

 

Çalışma kapsamında piyasada satılan Coca-Cola markalı ürünün, etiketleri üzerinde yapılan incelemelerde, içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilginin olmadığı tespit edildi.

 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kayseri Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuarına orijinal ambalajı içinde teslim edilen Coca-Cola şişesinde bulunan etil alkol analizi yaptırılmış ve şu sonuca ulaşılmıştır:

 

Coca-Cola’da 0.075 g/l etil alkol tespit edilmiştir.

 

‘Gazozlarda Alkol Var’ açıklamamızdan sonra kamuoyunda yapılan tartışmalar sonucu 10 üreticiden sadece 3 tanesi, ‘ürünlerimizde alkol yok, var olan alkol, fermantasyon (mayalanma) sonucunda oluşan alkoldür’ şeklinde görüş belirtmişlerdi. Yapılan açıklamalardan hiçbir bilim adamı ve tüketicinin tatmin olmadığı Tüketiciler Birliği’ne gelen telefon, e-posta ve mektuplardan anlaşılmaktadır.

Bu açıklamamızdan sonra birçok bilim adamı ve mühendis ise gazlı ve kolalı ürünlerde bulunan Etil Alkolün fermantasyon sonucu oluşmadığı; tiryaki tüketici oluşturmak, dolum sırasında akışkanlığı hızlandırmak ve aroma çözücü olarak kullanıldığını ifade ve ispat etmişlerdi. Üç temel nedenin yanında etil alkol dışındaki çözücülerin daha pahalı olması nedeniyle, üreticilerin etil alkolü tercih ettikleri tespit edilmiştir.”

.

Davos

Davos

Davos

Davos

Davos

Davos

DavosDavos

DavosErdoğan Olmert Davos

 

 

 

.

.:: EVLİYA TÜRBELERİ ::.
 

Eyyûb Sultan’ın (r.a.) asıl adı Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensarî'dir. Medine'nin yerlilerine ensâr denilmesi nedeniyle Ensarî adını almıştır. Sahabe-i Kirâm'dan büyük bir zattır. Hazrec kabilesinin Neccâroğulları kolundandır. Hz. Peygamber Efendimize (s.a.v.), dedesi Abdülmuttalib Efendi'nin annesi tarafından akrabadır. İstanbul'un en çok ziyaret edilen türbesidir.

 

AZİZ MAHMUD HÜDAİ TÜRBESİ

 Aziz Mahmud Hüdâi Hazretleri, Anadolu'da yetişen büyük velîlerden olup, Celvetîye tarıkatının pirlerindendir. 1541 yılında Şereflikoçhisar'da doğdu. Fadlullah bin Mahmud Efendi'nin oğludur. 1628 yılında İstanbul'da vefat etti ve türbesine gömüldü.

 

SÜMBÜL EFENDİ TÜRBESİ

Sünbül Sinan Efendi, Halvetî Tarikatı'nın Cemalî koluna bağlı Sünbülîye Şubesi'nin kurucusudur. İstanbul'da yetişen büyük evliyâlardandır. Asıl adı Yusuf, lâkabı ise Zeynüddîn'dir. Halk arasında Sümbül Efendi adı ile tanınmıştır. Sümbül Efendi 1529 yılında, yetmişsekiz yaşında vefat etti. Otuzyedi yıl süren şeyhliği sırasında halkın irşadıyla meşgul olmuştur. Menkibeleri dilden dile anlatılmaktadır.

 

MERKEZ EFENDİ TÜRBESİ

Merkez Efendi, Osmanlılar zamanında İstanbul'da yetişen büyük evliyalardandır. Asıl adı "Mûsâ", şöhreti "Merkez", lâkabı ise "Muslihuddin"dir. 1463 yılında Denizli'nin Sarhanlı Köyü'nde dünyaya geldi.. Hastaları ziyaret ettiğinde "Duası makbul olduğundan" hastalar, Allah'ın (C.C.) izni ile şifa bulurdu. "Beyzavî" isimli Kur'an tefsirini ezbere bilir ve açıklardı. Ömrünü öğrenci yetiştirerek, hayır ve hasenatla geçirdi. Merkez Efendi Hazretleri, 1552 yılında İstanbul'da vefat etti. Cenazesi ile Şeyhülislam Ebüsuûd Efendi bizzat ilgilenmiştir. 

 

 

 

.


 

Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve ?eyvah mahvoldum? gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi.

Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve ?eyvah mahvoldum? gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda buz gibi bir hava esti içeride.

Şirket sahibi, çok babacan insandı. Toplantıyı bir bıçak gibi kesip:

-Bu işte bir bit yeniği var, dedi. Mühendise kötü birşeyler oldu. Dikkat edin, canına kıyabilir.

Şirket çalışanları, müdürün ne kadar tecrübeli olduğunu bildiklerinden, hep birlikte yerlerinden fırladı. Sekreterlerden biri, mühendisin okuduğu gazeteye bakarak:

-Biliyorsunuz ki bugün borsa tepetaklak geldi, dedi. Mutlaka çok sayıda hissesi vardı.

Bir başkası:

-Faiz veya repo da olabilir, diye araya girdi. Yüzde ikiyüz sınırı aşıldı.

Diğeri, kendinden emin bir tarzda:

-Dün dolar bozduracağını söylemişti, dedi. Bugün döviz âniden yükseldiği için, milyarlarca lira zarar etmiş olmalı.

Şirketin muhasebe müdürü:

-Kesinlikle yanılıyorsunuz, diye lafa karıştı. Daha üç gün önce avans çekmişti. Paralı insan böyle birşeyler yapmaz. Olsa olsa karısıyla kavga etmiştir.

Kadın sekreterlerden biri:

-Öyledir öyledir, diye atıldı. Hanımına geçen gün rastlamıştım, çok suratsız biriydi.

Bütün ihtimaller tek tek sıralanırken, şirket müdürü,:

-Konuşmakla vakit kaybetmeyelim, diye gürledi. Her an bir tabanca sesi gelebilir içerden..

Müdürün sözleri, ortalığı tekrar karıştırdı. Şirkette ne kadar çalışan varsa, mühendisin kapısına yığıldı. Müdür bey, etrafındakileri bir el işaretiyle susturduktan sonra, yumuşak bir sesle:

-Mühendis beyyy!.. diye seslendi. Benim canım kardeşim, sakın bir çılgınlık yapma. Biliyorsun ki bu dünya fânidir. Bir gün zaten öleceğiz, değil mi?

Mühendisin bulunduğu oda müstakil olduğu için başka bir mekana bağlanmıyordu. Bu yüzden de herkes, onun içeride olduğundan emindi. Oda kapısı da özel olarak izole edildiği ve iki adet çelik levhadan yapıldığı için bütün çabalara rağmen kırılmıyordu.

Buna rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Bu arada itfaiyeye haber verildi, altıncı katta bulunan odanın pencereleri altına brandalar gerildi ve televizyon kameramanları, yüzlerce meraklı eşliğinde canlı yayına geçerek, adamın aşağı atlaması için duaya başladılar.

Mühendis bey, on beş dakika sonra kapıyı açtı. Yüzü ışıl ışıldı ve neler olup bittiğinden habersiz görünüyordu. Kapı önündeki kalabalığın şaşkın bakışları arasında:

-Az kalsın ikindi namazını kaçırıyordum, diye gülümsedi. Dünya fâni olduğundan, bu iş ihmale gelmez.

.

« Önceki ::