13/9/2007

Hoş Geldin Gözümüzün Nuru Ramazan

Hoş geldin!
Oruç ayı... Zekat ayı... İftar ve ikram ayı...Teravih ayı... Hatm–i şerif ayı... Rahmet ayı... Mağfiret ayı... Kur’an–ı Kerim ayı... Medeniyet ayı...
Sen bize aitsin, bizim medeniyetimize; biz sana...
Özlemiştik Muhammed Mustafa’yı, O’na salat ü selamları.
Muhammed Mustafa ile, O’na salat ve selamların ile, tekbirlerinle hoş geldin, safalar getirdin!

Oruç ibadeti  bir irade eğitimidir.
İşte bu özelliği ile Ramazan, nefislerin terbiye edildiği,
yoksulların doyurulup gözetildiği, sevap ve mükafatın arttığı;
af ve mağfiretin çokça ihsan edildiği bir aydır.
Tutulan oruçları, kılınan teravih namazları,
okunan hatim ve mukabeleleri, iftar ve sahurları,
dua, tövbe, zikir ve niyazları ile baştan sona bir feyz,
rahmet ve bereket ayıdır.
 Bu ayın her bir mü'min için getirdiği rahmet, magfiret ve kurtuluş
 müjdesinden bütün mü'minlerin ve insanlığın hissedar olmasını
Yüce Mevla'dan niyaz ederim.

Şunlardan Uzak Duralım:
Dedikodu, malayani,boş lafları dinlemekten , konuşmaktan uzak olmaya çalışalım.
Bugüne kadar gereken dikkati göstermemişsek , gıdalarımızın , ilaçlarımızın ,
kozmetik ürünlerimizin helal ve temiz olup olmadıklarına daha biraz dikkat ve
itina göstermeye gayret edelim.Bu anlayışla alışveriş yaptığımız marketleri, kasapları, fırınları,
pastaneleri yeniden gözden geçirelim.
Rabbimiz Tüm İslam Ümmetine Ramazan Ayını hayırlı kılsın.

Şu hadisi şerifi defalarca okuyup düşünelim, kendimizi muhtevasına uyarlayalım:
“Kim tam bir imanla ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş ve gelecek günahları
mağfiret olunur.”
Ashab-ı Kiram’dan Ubade İbnu’s-Samid (ra) diyor ki:
Ramazan ayının geldiği günlerden birinde Resulullah (sav) şöyle buyurdular:
“Size Ramazan geldi. O bir bereket ayıdır; O ayda Allah sizi zengin edecek:
 Rahmetini indirecek, hataları temizleyip dualara cevap verecek.
 Allah sizin yarışınıza bakıp sizinle meleklerine övünecek. O halde içinizdeki hayır arzularını
Allah’a gösterin.
Bedbaht; bu ayda Allah’ü Teala’nın rahmetinden mahrum kalandır.”
Rabbimiz, Ramazanın bereketini, Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bereketini ve
İsm-i Âzam'ın bereketini ruhumuza, kalbimize, aklımıza ve tüm letâif cihâzât ve hassâlarımıza;
 ayrıca sofralarımıza, hanelerimize ve ailelerimizin üzerine nur gibi yağdırsın..

 

Birbirimizi dualarımızda hissedar etmek

duası ile hayırlı Ramazanlar..

vesselam..

 


SÖYLEDİKLERINİZE DİKKAT EDİN,
DÜŞÜNCELERİNİZE DÖNÜŞÜR......
 
DÜŞÜNCELERİNİZE DİKKAT EDİN,
DUYGULARINIZA DÖNÜŞÜR......
 
DUYGULARINIZA DİKKAT EDİN,
DAVRANIŞINIZA DÖNÜŞÜR......
 
DAVRANIŞARINIZA DİKKAT EDİN,
ALIŞKANLIKLARINIZA DÖNÜŞÜR.......
 

                  ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN,                 

DEĞERLERİNİZE DÖNÜŞÜR.......
 
DEĞERLERİNİZE DİKKAT EDİN,
KARAKTERİNİZE DÖNÜŞÜR.......
 
KARAKTERLERİNİZE DİKKAT EDİN,
KADERİNİZE DÖNÜŞÜR.........

 

11/9/2007

1 Günün Duası

 

 "Allahummec'al siyamî fîhi siyam'es-saimîn ve giyamî fîhi giyam'el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet'il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh'el-âlemin ve'fu annî ya âfiyen an'il-mucrimîn."

 Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey alemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!

11/9/2007

ŞİMDİ AĞLAMA VAKTİ

Image

Ağla ki günahlarını silip götürecek başka bir dermanın yok. Gurbet içre gurbeti soluklarken, her an faniliğinle fanilere takılıp kalmana ağla…

Aşkın bir Kevser suyu gibi iliklerine kadar işleyip, seni ayağa kaldırdığı şu vakitte ağla ve sığın o Yüceler Yücesine!!! O ne kadar yakın ne kadar enis..

O güzeller güzeline sığın ve faniliğe bürünmüş bütün güzellik timsallerinden sıyrıl. Dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli kalbini Onun emrine ver!

O’nu an seni ansın

Bak bütün mahlûkat var edenine nasılda ram olmuş… Şöyle bir dinleyi ver çevreni, zikir sesinden senin o gaflet perdesine takılıp kalmış kalbin bile ne sesler duyacaktır, ne güzellikler yudumlayacaktır.

Anla ki bu dem ağlama vaktidir gönlüm. Otur ve ağla..

Muhabbetin bedene ansızın dağıldığı anda ağla ey gönlüm… Her atışında kalbinin, aşkın ben varım dediğinde yan gönlüm ve ağla…

Ağla sabahlara kadar ağla ve yan…

Yan ki yanılması gereken sevgili burada. Yanık gönülleri hiçbir zaman geri çevirmez…

Hadi gönlüm, bırak bütün dünyayı geriye bırak ki kapılar açılsın bir bir. Yetmez mi bu dünyaya gönül verdiğin?.. Artık onun kapısına gitme zamanı.

Yaklaş, dokun, çal o kapıyı!... O kapıda geri çevrileni gördün mü? Firavunların bile bir şey beklediği o kapı senin gibi günahkâr, vefasız ama eşiğinde ağlayana kapanır mı?

KAPANMASIN ALLAHIM

10/9/2007

Nükteler

 

Malın Nerede?

Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.

Ne Bal Var Ne de Pekmez

A. Geylanî Hazretlerinin üzerine hiç sinek konmazdı. Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu. - Üzerinize sinek konduğunu hiç görmüyoruz? Sebebi nedir? Şu cevabı verdi: - Niçin konsun ki? Üzerimde ne dünyanın pekmezi var, ne de ahiretin balı...

Mezar Taşı

Behlül Dânâ'ya biri sorar:
- Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
Behlül Dânâ şu cevabı verir:
- Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."

Her Koyun

Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine:
- Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır.
Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül.
Halife, kendisini sıkıştırdığında:
- Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder.

Taht

Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'in huzuruna gelmiş.
O sırada Halife tahtında olmadığı gibi odasında da yokmuş.
Fırsattan istifade eden Behlül Dânâ tahta geçip oturmuş. Biraz sonra koruma görevleri bakmışlar ki; tahtta biri oturuyor, onu hemen oradan aşağı indirmişler ve başlamışlar dövmeye.
Bir müddet sonra, Halife gelince bakmış ki, Behlül ağlıyor... Hemen sormuş:
"Niçin ağlıyorsun, ne oldu?" Halife, muhatabından cevap alamayınca koruma
görevlerine sormuş aynı soruyu: "Ne oldu buna?" Görevliler şöyle demişler:
"Ey Mü'minlerin Emiri, bu sizin makamınızda oturuyordu. Biz de akıllansın diye bir iki vurduk, o yüzden ağlar." Behlül, söze karışıp Halifeye şöyle demiş:
"Hayır! Ben o yüzden ağlamıyorum, senin için ağlıyorum. Ben ömrümde bir kez bu
makama oturduğum için bu dayağı yedim. Sen ki; her gün oturuyorsun,
acaba ne kadar dayak yiyeceksin?"

Hırka

Vaktiyle adamcağızın biri, Abdülkadir Geylânî Hazretlerine gelerek: - Aman yâ Hazret, mübarek hırkanı bana giydir de, senin hâlin ile hâlleneyim demiş. Geylanî Hazretleri de şöyle cevap vermiş: - Sen kendin o hâli bulmadıkça, hırkamı değil kendimi giydirsem fayda vermez.

4/9/2007

Öfkenin zararları

                                

Behaeddin-i Buhari hazretleri,

Çok titiz davranarak, yer idi yemekleri.

Bir yemek pişmiş ise gadap ve öfke ile,

Anlayıp, yemez idi ondan bir lokma bile.

Bir gün, davet ettiler yemeğe kendisini.

Lakin hiç o yemeğe uzatmadı elini.

Dediler ki: (Efendim, helaldi yemeğimiz.

Merak ettik, acaba ne için yemediniz?

Buyurdu ki: Yemekler helaldi hepsi, fakat,

Kızgın ve öfkeliydi, yemeği pişiren zat.

Talebeden biri de, sual etti: Efendim!

Hallerim iyi değil, neye dikkat edeyim?

Buyurdu ki: Lokmana dikkat eyle her zaman.

Haramdan, tek bir lokma geçmesin boğazından.

Hem ayrıca bir yemek, pişer ise gafletle,

Veya hazırlanırsa, gadap ve kerahetle,

O yemekten, insana olmaz fayda, bereket.

Zira şeytan ve nefis, karışır ona elbet.

Böyle pişen yemekten, yer ise biri eğer,

Ondan hep zuhur eder çirkin, kötü fiiller.

Ve eğer huzur ile, Besmele söyleyerek,

Neşe ve sevgi ile yapılırsa bir yemek,

Ondan her kim yer ise, kurtulur çok marazdan

 Lezzet alır yaptığı ibadet ve namazdan.

 

 

http://siirlerlemenkibeler.com

.