ALLAH'A ŞAHİTLİK EDENLER

Bediüzzaman Said Nursi Hz. Beyanına göre Allah zat-ı kibriyasını üç yol ile beşeriyete bildirmiştir.
1- Kitaplar göndermek sureti ile
2- Peygamberler göndermek suretiyle
3- Mevcudat ve mükevvenatı yaratarak azametine şahit göstermek suretiyle
Beşeriyet akıllarını nefsin esaretinden kurtardıkları, nefsin zulmaniyetinden ve günah işlemekten sakındıkları, nefse muhalefet ederek mücahede ve riyazet ettikleri derecede mevcudatın kemalatını anlayabilir.
İşte şimdi ilim adamlarının yaratanı inkâr etme nedenlerini daha iyi anlıyoruz. Demek onlarda ki akıl nefsin esaretinde kalmış olduğu için Yaratanı anlamıyorlar.
Yoksa şu kâinattaki her yaratılmış eser yaratanın sanatını ve azametini göstermekte.
Yarabbi biz Müslümanlara
Aklıselim ile düşünmeyi
Kalbi selim ile muhabbet etmeyi nasip eyle!..

Dünyada Allah rızasının ve takvanın dışında kurulan bütün dostluklar, ahirette düşmanlığa dönüşücektir. Hesap gününün yegane sahibi hepimizi şöyle uyarır:
“O gün (Allah için birbirini seven) muttakîlerin dışında bütün dostlar birbirinin azılı düşmanı olur.”
“Yedi sınıf insan var ki, Allahu Teala onları, kendi rahmet gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı hesap gününde özel rahmetinde gölgelendirecektir. Bunlardan birisi de, Allah için birbirini seven, bu sevgi üzerinde bir araya gelen ve bu sevgi içindeyken birbirinden ayrılan iki arkadaştır.”
[Hadisin tamamı için bkz: Buharî, Ezan, 36, Zekat, 16; Müslim, Zekat, 91; Tirmizî, Zühd, 53.]
“Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur:
1-Allah ve Rasulünü her şeyden daha fazla sevmek,
2-Sevdiği insanı ancak Allah için sevmek,
3-İmandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmek.”
“Allahu Teala buyurur ki:
“Benim için birbirini seven, birbirini arayıp soran, birbirini ziyaret eden, birbirine infak ve ikramda bulunanlara muhabbetim hak olmuştur.”
[Ahmed, Müsned, V, 229; Hakim, Müstedrek, IV, 169-170]
18/6/2007
Sohbet

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular.
Biz:
"Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik.
Ancak O, şu açıklamayı yaptı:
"Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih
etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."
Tirmizi, Kıyamet 25
İbadetlerden zevk ve huzur alamayaşımızın sebeplerine bakar isek; en
önemli sebep olarak sayacağımız şey günahlardır.Kul günahlara daldıkça ibadetten
uzaklaşmaya başlar.Zamanlada ibadetlere boşverir. Kalbin ışığını ve nurunu
azaltacak her türlü davranıştan uzak durmalıyız..
İbadet kulluğumuzun en güzel halidir.Dahi ve zeki insanlar her daim
bulunur.Tarih bunun örnekleri ile doludur.Ama ÖLÇÜLÜ insanı bulmak
zordur..

2/4/2007

Kardeşliği Allah (c.c.) için yapmak
Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyurmuştur ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”
[(Ebu Davud, Sünnet, 3 (Had. No: 4599).)]
Demek ki, Allah yolunda birlik ve kardeşlik ciddi bir ameldir. Her hayırlı amelde önce güzel bir niyet istenir. Sonra onun bu güzellik içinde tamamlanması beklenir. Niyeti güzel olmayan kimse hayra ulaşamayacağı gibi; güzel niyetle başladığı bir işini sonuna kadar devam ettirmeyen kimse de hayırdan mahrum kalır.
Niçin kardeş olunur? Hedef nedir? Cenab-ı Hak, bize şu hedefi gösterir:
“İyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşınız.”
[Maide 5/2.]
Dünyada Allah rızasının ve takvanın dışında kurulan bütün dostluklar, ahirette düşmanlığa dönüşücektir. Hesap gününün yegane sahibi hepimizi şöyle uyarır:
“O gün (Allah için birbirini seven) muttakîlerin dışında bütün dostlar birbirinin azılı düşmanı olur.”
[Zuhruf, 43/ 67]
“Yedi sınıf insan var ki, Allahu Teala onları, kendi rahmet gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı hesap gününde özel rahmetinde gölgelendirecektir. Bunlardan birisi de, Allah için birbirini seven, bu sevgi üzerinde bir araya gelen ve bu sevgi içindeyken birbirinden ayrılan iki arkadaştır.”
[Hadisin tamamı için bkz: Buharî, Ezan, 36, Zekat, 16; Müslim, Zekat, 91; Tirmizî, Zühd, 53.]
“Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur:
1-Allah ve Rasulünü her şeyden daha fazla sevmek,
2-Sevdiği insanı ancak Allah için sevmek,
3-İmandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmek.”
“Allahu Teala buyurur ki:
“Benim için birbirini seven, birbirini arayıp soran, birbirini ziyaret eden, birbirine infak ve ikramda bulunanlara muhabbetim hak olmuştur.”
[Ahmed, Müsned, V, 229; Hakim, Müstedrek, IV, 169-170]
İmam Gazalî (k.s), dostlukların nasıl oluştuğunu şöyle belirtir:
“Sohbet ve arkadaşlık iki şekilde oluşur:
1-Bir tercih ve özel bir istek olmadan. İş, memuriyet, okul, komşuluk ve yolculuktaki arkadaşlıklar böyledir.
2-Arzu ve iradeyle. Bizim konu ettiğimiz ve asıl istenen budur. Allah yolunda kardeşlik bu şekilde olur. Çünkü bir işin ibadet olması ve fayda vermesi için irade ve istekle yapılması gerekir. Sohbet; bir kimseyle aynı meclisi paylaşmak ve aynı atmosferde beraber yaşamaktır. Bunlar da ancak sevgiyle olur. Birbirini samimi olarak sevmeyenler bir arada bulunamazlar.”
[Gazalî, İhya, II, 234. (Beyrut, 1992).]
Bu yolda neye dikkat etmek gerekir? Büyük veli Şihabüddin Sühreverdî (k.s) bu konuda şu uyarıyı yapar:
“Allah için sohbet ve kardeşlik yapmayı tercih eden kimsenin dikkat edeceği ilk edep, bu işin hayırlı olması için Yüce Allah’a yönelmektir. İnsan kendi nefsini ve arkadaşını Allahu Teala’ya teslim ederek, bu sohbetin bereketini istemelidir. Çünkü insan, bu beraberlik ve arkadaşlık sebebiyle, kendisine cennet yahut cehennem kapılarından bir kapı açmış olacaktır. Şöyle ki, eğer bu dostluk, Allah rızası içinse, Allah aralarında hayır yolunu açar. Bu ise cennet kapılarından bir kapıdır.
Kaynaklarıyla Tasavvuf - 2
Dilaver Selvi
1/4/2007
UNUTULAN SÜNNETLER VE FARZLAR
Terk edilen çok sünnet vardır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ümmetim bozulduğu zaman sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır.) [Taberani, Hakim]
Unutulan sünnetlerden bazıları:
Müsafeha etmek, yani sünnete uygun tokalaşmak unutulmuştur.
Sakal, sünnet üzere bırakılmıyor.
Namazlarda başı örtmeye önem verilmiyor. (erkeklerde)
Abdestte eller ve ayaklar üç defa yıkanmıyor. Parmak araları üç defa hilallenmiyor.
Aksıran Elhamdülillah demiyor. Başkası, dinde öyle bir şey olmadığı halde, çok yaşa diyor. Halbuki elhamdülillah demesi sünnet, bunu duyan müslümanın da yerhamükellah demesi farzdır.
Yalnız tanıdıklara selam vermek kıyamet alametidir. Selam sünnete uygun verilmiyor. Bir odada oturulurken, bir kimse o odaya on kere girip, on kere çıksa, her giriş ve çıkışta selam vermesi sünnettir. Bu sünnet de unutulmuştur.
Camiye giren, Kur'an okunmuyorsa oradakilere selam vermiyor. Camide selam verilmez sanılıyor.
Abdestte kaplama, yani başın tamamı mesh edilmiyor. Maliki ve Hanbeli'de kaplama mesh farz, olduğu halde, bu sünnet genelde yapılmıyor. Sadece farz ile iktifa ediliyor.
Duada eller sünnet üzere açılmıyor.
Cenaze namazı olduğu zaman sünnet olan tesbihler terk ediliyor ve âyet-el kürsi okunmuyor.
Abdestten önce misvak kullanılmıyor
Bir sünneti ihya edene yüz şehid sevabı verildiğine göre, bir farzı ihya edene ne kadar çok sevap verileceği düşünülmeli, bilhassa farzlar hiç ihmal edilmemelidir.
Halkın çoğunun ihmal ettiği farzlardan bazıları şöyledir:
Farzları ve haramları öğrenmek. [Bilmeyen hep günah işler]
Doğru itikada sahip olmak [Ehli sünnet itikadını öğrenmek]
Allah dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek.
Namaz kılmak ve uşur vermek.
Tesettüre riayet etmek.
Selam verenin selamını almak.
Aksırıp elhamdülillah diyene Yerhamükellah demek.
Helal kazanıp helalden yiyip içmek.
Rızka Allah'ın kefil olduğuna inanmak.
Tevekkül ve kanaat etmek.
Allahü teâlâya nimetleri için şükretmek, yani onları dine uygun şekilde kullanmak.
Cenab-ı Haktan gelen kazaya belaya sabretmek, yani isyan etmemek.
Günahlara tevbe etmek [Her gün istiğfar okumalı.]
Ana babaya iyilik etmek.
Emri maruf farzı kifayedir. Bunu yapan yoksa herkese farz olur.
Günahlardan kaçıp, ibadetle meşgul olmak.
Âleme ibret nazarı ile bakmak.
Dilini müstehcen sözlerden korumak.
Hiçbir kimseyi, alaya almamak.
Harama bakmamak.
Kulağı çalgılardan korumak.
Sözünde durmak ...
kelamullah.com 'dan alınmıştır.
Sizin eklemek istediğiniz unutulmuş sünnet varsa lütfen yorum kısmına yazın yayınlayalım 


Allah cümlemizden hoşnut ve razı olsun
24/3/2007
İHLÂS
İMAM KUŞEYRİ ANLATIR:
Horasan sultanı ve kahramanlarından Amr bin Leys öldükten sonra onu salih bir zat rüyada gördü ve aralarında şu mükâleme geçti:
- Allah sana ne muamele etti?
- Allah beni afvetti.
- Allah seni ne sebeple afvetti? Hayatında nasıl bir amel işledin ki afva mazhar oldun?
Bunun üzerine Amr bin Leys şöyle cevap verdi:
- Günlerden bir gün yüksek bir tepeye çıkmıştım. Oradan askerlerime baktım. Onların çokluğu ve ihtişamını seyredince: “Keşke Rasulullah (s.a.v) zamanında vaki olan gazvelere ordumla beraber iştirak edip de Onun uğrunda feda-yı can eyleyen bahtiyarlardan olabilseydim” diye hislendim. İşte bu niyet ve iştiyakımdaki ihlâs sebebiyle yüce Allah, bana rahmetiyle muamele ederek günahlarımı bağışladı ve beni sonsuz nimetleriyle mükâfatlandırdı.
Bu hadise, ihlâs ve samimiyetin, mümin için ne kadar mühim olduğunu gösteren güzel bir misaldir. Buna göre kul yapamadığı bir amelden bile ihlâs ve samimiyetinin bereketi neticesinde nice lütuflara mazhar olmaktadır. Nitekim Allah Resulü (s.a.v) buyurur:
“Mü’minin niyeti(maksat ve ihlâsı) amelinden hayırlıdır.”
Bu itibarla başta ibadetler olmak üzere bütün hayırlı amellerin, Allah rızası kasdolunarak yapılması asıldır. Bu da ihlâs ile mümkündür. Bende için ruh ne ise, amel için ihlâs da o mesabededir.
İhlâs kulları en büyük hayır olan ilahi rızaya nail eder.
Ya Rabbi! Senin esrarından bir sır olan ihlâsın hakikatine bizleri de nail eyle! Bu lütfün şükranlığı içerisinde sana kulluk eden evliyaullahın gönül ikliminden bizlere hisseler nasib ve müyesser kıl!
Amin!... 