28/2/2007

 

picture

 

 

VEDA HUTBESI               

Bu hutbe, M.S. 632 yilinda Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz tarafindan yüz bini askin müslümana irad edilmistir. Hz. Muhammed (S.A.V.) Allaha hamd ve senâdan sonra söyle buyurmustur.


EY INSANLAR !
Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha bulusamayacagim.

EY INSANLAR !
Bu günleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

ASHABIM
Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da isitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmis olur.

EY INSANLAR !
Kimin yaninda bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çesidi kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Lâkin borcunuzun aslini vermek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz. Allahin emriyle faizcilik artik yasaktir. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayagimin altindadir. Ilk kaldirdigim fâiz de Abdulmuttalibin oglu (amcam) Abbasin faizidir.

ASHABIM !
Cahilliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalibin torunu (yegenim) Rebîanin kan davasidir.

INSANLAR !
Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmistir. Fakat siz bu kaldirdigim seyler disinda, küçük gördügünüz islerde ona uyarsaniz bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz!

EY INSANLAR !
Kadinlarin haklarina riayet etmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah emaneti olarak aldiniz; onlarin namuslarini ve iffetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerinde haklariniz, onlarin da sizin üzerinizde haklari vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz, onlarin, aile yuvasini, hoslanmadiginiz hiçbir kimseye çignetmemeleridir. Eger razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi aile yuvaniza alirlarsa, onlari hafifçe dögüp sakindirabilirsiniz. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, memleket görenegine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

MÜMINLER !
Size bir emanet birakiyorum ki ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmazsiniz. O emanet Allah Kitabi Kurandir.

MÜMINLER !
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanin kardesidir, böylece bütün müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz baskasina helal degildir. Meger ki gönül hoslugu ile kendisine vermis olsun...

ASHABIM !
Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakki vardir.

EY INSANLAR !
Allah Teala her hak sahibine hakkini vermistir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina yapan için mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait oldugunu iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan nankör, Allahin gazabina, meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin düsmanligina ugrasin! Cenab-i Hak bu insanlarin ne tevbelerini ne de sehadetlerini kabul eder.

INSANLAR !
Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

Allahin risâletini teblig ettin, görevini yerine getirdin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye sehadet ederiz.

(Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek sahadet parmagini göge dogru kaldirarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek söyle buyurdu.)

Sahid ol yâ Rab!

Sahid ol yâ Rab!

Sahid ol yâ Rab

.

 

 

 

           

 

 

 

Al Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bah
Al Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bah
Al Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bahAl Ka^bah

.

/4/2007

GÜLÜMSETEN SÖZLER

  

ANNELERİMİZDEN NELER ÖĞRENDİK!

Sabırlı olmağı:

“Baban eve gelsin, sen görürsün!”

Hakkımızı alacağımızı:

“Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı”

Diyalog kurmayı:

“Sana bir şey sorduğumda cevap ver”

“Ne söyleyeyim anne?”

“Sus bana cevap verme”

Tıp bilgilerini:

Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü!..”

Olgun olmayı:

“Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin”

Genetik bilgilerini:

“Büyüdükçe babana çektin”

Bilgeliği:

“Benim yaşıma gelde anlarsın o zaman!”

Adaleti:

“Bir gün senin de çocukların olacak. İnşallah onlarda sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar!....”

.

photo_63.jpg

 

 

photo_62.jpg

 

 

 

photo_61.jpg

 

 

photo_58.jpg

.

25/2/2007

Maneviyat Büyüklerinden Nükteler

Malın Nerede?

Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.

Ne Bal Var Ne de Pekmez

A. Geylanî Hazretlerinin üzerine hiç sinek konmazdı. Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu. - Üzerinize sinek konduğunu hiç görmüyoruz? Sebebi nedir? Şu cevabı verdi: - Niçin konsun ki? Üzerimde ne dünyanın pekmezi var, ne de ahiretin balı...

Mezar Taşı

Behlül Dânâ'ya biri sorar:
- Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
Behlül Dânâ şu cevabı verir:
- Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."

Her Koyun

Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine:
- Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır.
Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül.
Halife, kendisini sıkıştırdığında:
- Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder.

Taht

Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'in huzuruna gelmiş.
O sırada Halife tahtında olmadığı gibi odasında da yokmuş.
Fırsattan istifade eden Behlül Dânâ tahta geçip oturmuş. Biraz sonra koruma görevleri bakmışlar ki; tahtta biri oturuyor, onu hemen oradan aşağı indirmişler ve başlamışlar dövmeye.
Bir müddet sonra, Halife gelince bakmış ki, Behlül ağlıyor... Hemen sormuş:
"Niçin ağlıyorsun, ne oldu?" Halife, muhatabından cevap alamayınca koruma
görevlerine sormuş aynı soruyu: "Ne oldu buna?" Görevliler şöyle demişler:
"Ey Mü'minlerin Emiri, bu sizin makamınızda oturuyordu. Biz de akıllansın diye bir iki vurduk, o yüzden ağlar." Behlül, söze karışıp Halifeye şöyle demiş:
"Hayır! Ben o yüzden ağlamıyorum, senin için ağlıyorum. Ben ömrümde bir kez bu
makama oturduğum için bu dayağı yedim. Sen ki; her gün oturuyorsun,
acaba ne kadar dayak yiyeceksin?"

Hırka

Vaktiyle adamcağızın biri, Abdülkadir Geylânî Hazretlerine gelerek: - Aman yâ Hazret, mübarek hırkanı bana giydir de, senin hâlin ile hâlleneyim demiş. Geylanî Hazretleri de şöyle cevap vermiş: - Sen kendin o hâli bulmadıkça, hırkamı değil kendimi giydirsem fayda vermez.

Nükte

.

« Önceki :: Sonraki »